Çarşamba , 21 Ekim 2020
Anasayfa / Rekabet.Net / Ekonomiden sanayiye…

Ekonomiden sanayiye…

Türkiye’nin rekabet konusunda koşulları tam olarak uygulamadığının altını çizen Türkay, “rekabet bir ülkenin olmazsa olmazıdır” dedi. Türkiye’nin kalkınmadaki en önemli adımı eğitime vereceği ivmeyle atacağının altını çizen Türkay, BUSİAD olarak “sanayi/üniversite iş birliği” projesini başlattıklarını açıkladı. Yerli otomobil fabrikasına karşı olmadığını belirten Türkay, “otomobil yerine pil fabrikası kurulsaydı” dedi.

Özge COMBA ALKIŞ

“REKABET BİR ÜLKENİN OLMAZSA OLMAZIDIR”

Küçük bir apartman dairesinde 1978 yılında Bursalı Sanayici ve İş adamlarını bünyesinde toplayarak faaliyetine başlayan BUSİAD, Anadolu’da ilk Türkiye’de de TÜSİAD’ tan sonra ikinci olma özelliğini taşıyor. Bugün 7 farklı sektörde faaliyet gösteren BUSİAD, kayıtlı 262 üyesiyle çalışmalarına devam ediyor.

2018 yılında BUSİAD (Bursa Sanayicileri ve İş insanları Derneği)’ın başkanlık koltuğunu devralan ERGUN Hadi Türkay ile Rekabet.net olarak keyifli bir röportaj gerçekleştirdik. Türkay, Bursa ve Türkiye ekonomisi ile ilgili çarpıcı açıklamalar yaptı. Türkiye’nin rekabet konusunda koşulları tam olarak uygulamadığının altını çizen Türkay, “rekabet bir ülkenin olmazsa olmazıdır” dedi. Türkiye’nin kalkınmadaki en önemli adımı eğitime vereceği ivmeyle atacağının altını çizen Türkay, BUSİAD olarak “sanayi/üniversite iş birliği” projesini başlattıklarını açıkladı. Yerli otomobil fabrikasına karşı olmadığını belirten Türkay, “otomobil yerine pil fabrikası kurulsaydı” dedi.

Ergun Hadi TÜRKAY kimdir?

Bursa doğumluyum. İlkokulu Bursa’da okudum. İstanbul Galatasaray Lisesi’nden mezun oldum. Üniversite Cambridge Üniversite’sinde Makine Mühendisliği  ve Buckingham Üniversitesi’nde Makine Mühendisliği ve Ekonomi okuyarak çift anadal yaptım. Sonra Bursa’ya dönerek kendi işimiz olan tekstile başladık. 2016 senesinde de enerji sektörüne girdim.

BUSİAD’la nasıl tanıştınız?

Babam BUSİAD üyesiydi. Ataerkil bir aileden geliyoruz. Doğal olarak ben de üye oldum. Sivil toplum kuruluşlarını seviyorum.

2018 yılında BUSİAD Başkanlığı görevini devraldınız. Sizce BUSİAD’da neler değişti.?

Bence BUSİAD gençleşiyor. Ama her şeyin değişmesi gerekmiyor. Bu da yapılmış ve yapılacak olan eğitim projeleridir. Bu konuda BUSİAD ciddi oluşumlara imza atıyor.

Eğitim projelerinizden bahseder misiniz?

AR-GE mühendisliği yetiştirme ve dijital mühendis yetiştirme projelerine çok önem veriyoruz. AR-GE mühendisliğinde 180 mezunumuz var. Bu projeye talep çok fazla oldu. Hatta Manisa, İzmir gibi illerden de istek gelince onlara da bu eğitimi öğrettik. 6 senelik geçmişi var bu projelerin.

“SANAYİ-ÜNİVERSİTE İŞ BİRLİĞİ”

Sanayi-üniversite iş birliği bir türlü sağlanamadı. Bu konuda neler yapmayı planlıyorsunuz?

Şimdiye kadar hem üniversite hem de sanayi tarafından bu iş yapılmak istenmiş ancak ortada elle tutulur hiçbir şey yok. Sanayi-üniversite iş birliği en çok önem verdiğimiz konu… Bu iş birliğini sağlam temellere oturtacak bir projeye başladık. Aralık ayında Amerika’da bir üniversitede sanayi-üniversite konusunda uzman olan profesör bir arkadaşımızı buraya davet ettik. Bize bu işin nasıl yapılması gerektiğini anlattı. Sadece Bursa değil çevre illerdeki üniversitelerin rektörleriyle birlikte İngiltere, Almanya ve Güney Kore’den gelecek üç öğretim görevlisiyle üniversite-sanayi işbirliğini konuşacağız. Sonrasında ise Sabancı Üniversitesi liderliğinde bir çalıştay yapacağız. Bu işin nasıl olacağını konusunda kararlar alıp sağlam adımlarla ilerleyeceğiz.

“SAVUNMADA İVME KAZANDIK”

Savunma sanayinde ne aşamadayız?

Savunma sanayi gözardı edildi. Biz dokuz sene Türkiye’deki en büyük onbir savunma sanayi kuruluşunu Bursa’ya getirdik. Üyelerimizle dörtyüzü aşkın toplantı yaptık. Bunların sonucunda 14 iş kolu çıktı. Bursa’daki savunma sanayisinin şuandaki ivmesini BUSİAD sağlamıştır.

“ALIM GÜCÜ DÜŞERKEN…”

– Enflasyon rakamları açıklandı. Nasıl değerlendiriyorsunuz?

Bu konuda iki önemli konu var. Birincisi kapasite kullanım oranımız hala yüzde 75 civarında. Öncelikle bu rakamın arttırılması lazım. Türkiye kalkınmak için yatırım yapmak zorunda. Ancak buna elverişli bir durum yok. İkincisi de bir dönem ortalama gelirimiz 12 bin dolara kadar çıkmıştı. Şuan 9 bin dolara düştü. Yüzde 30’luk bir gerileme var. İnsanların bir yandan geliri düşüyor, bir yandan da alınan ürünlerin fiyatı yükseliyor. Diğer bir konuda yine eğitim. Verilen eğitimle ihtiyacımız olan eğitim farklı… Bu yüzden de ciddi anlamda genç işsizliğimiz var.

“İHRACATLA YAŞIYORUZ”

Ekonomik dalgalanmalar sanayiye nasıl yansıdı?

Şunu söylemek zorundayım Türk iş insanları çok esnek… Türk profesyonelleri tepe noktalara gelebiliyorlar ve tercih ediliyorlar.  Ancak son yıllarda ihracatla yaşadığımızı fark ettik. Bu kapsamda ihracatımızı el üstünde tutmamız lazım. Çünkü para orada dönüyor. İhracatçının hayatını kolaylaştırmamız gerekiyor.

“VİRÜS TEHLİKESİ”

Koronovirüs Türk ekonomisini etkiler mi?

Bütün dünyayı etkilediği gibi şuanda bile Türkiye’yi etkiliyor. Çin dünya milli hasılasında yüzde 16’lık bir paya sahip…Bu payı çıkardığınız zaman ne olacağını düşünebiliyor musunuz? Bu durumun Türkiye’yi etkilememesi mümkün değil.

“YERLİ OTOMOBİL YERİNE PİL FABRİKASI”

Yerli otomobil fabrikası Bursa’da kurulacak. Bu konudaki düşüncelerinizi alabilir miyiz?

Bu konuda yerli mi? Sorusunu tekrar tekrar sormak gerekiyor. Bu işin bu kadar basit olmadığını düşünüyorum. Yerli otomobil yerine keşke bir pil fabrikası kursaydık. Pil çünkü geleceğin teknolojisi ve her yerde var. Uçaklar bile artık elektrikli… Yenilenebilir enerji diyoruz. Türkiye’nin müthiş bir güneş potansiyeli var. Yatırım yapılsa tüm Avrupa’ya yetecek güneş enerjimiz var. Güneş enerjisini depolamak için pil gerekli. Batı’da bu şekilde yapılıyor. Ama biz yapamıyoruz.

“REKABET KOŞULLARI İŞLEMİYOR”

Türkiye’deki rekabet koşullarını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Türkiye’de rekabet konusunda alt yapının tam olarak işlediğini düşünmüyorum. Bu işler daha tabiri caizse merdiven altına düştü. Bu konuda en önemli nokta çalışan/çalıştıran ilişkisidir. Türkiye bu anlamda rakiplerine göre kötü durumda… Bu konuda da eğitim anlamında eksik olduğumuzu düşünüyorum. Çalışarak kalkınırız, çalışmadan kalkınmayı kimse düşünmesin…

Rekabet konusunda en kötü şartların hangi sektörde olduğunu düşünüyorsunuz?

En kötü şartların eğitimi az gerektiren sektörlerde olduğunu düşünüyorum. Tekstil, inşaat gibi…

“URTEB HAKKINDA…”

Ahmet Özenalp’in başkan olduğu Uluslaraası Rekebet ve Teknoloji Birliği, üniversite öğrencilerine rekabetle ilgili bir çok eğitim verdi vermeye de devam ediyor. Bu oluşumları destekliyor musunuz?

Rekabet olmazsa olmazdır. Rekabeti ciddi anlamda seviyorum ve destekliyorum. Benim gördüğüm eğitim en azında bu yönde…Gelecekte bu işin çok daha doğru koşullarda yapılması için bu tür eğitimler şart…

“KADIN ÜYE SAYIMIZI ARTIRMAYA ÇALIŞIYORUZ”

BUSİAD’la ilgili özeleştiri yapar mısınız?

Öncelikle kadın üye sayımız çok az. Kadın üye sayımızı arttırmaya çalışıyoruz. Şuanda yönetimimiziz yüzde 25’i kadın arkadaşlarımızdan oluşuyor. Bence bu büyük bir başarı. Ancak yeterli değil… Hedefimiz yüzde 50… Bunun için de kadın üye sayımızı arttırmamız gerekiyor. Diğer bir özeleştirim de yaş ortalaması ile ilgili. BUSİAD’ı gençleştirmek istiyoruz.

Başkan Türkay, röportajımızı sonlandırırken Türkiye’nin kalkınmasında başarıyı yakalayacak çok önemli noktalara da değindi.

“Eğitimin değiştirilmesi şart”

Eğitim konusuna verdikleri önemi bir kez daha vurgulayan BUSİAD Başkanı Ergun Hadi Türkay; “Türkiye’nin kalkınmasında eğitim için gerekli ne varsa bir an önce hayata geçirilmeli. Bu hemen olacak bir şey değil… Belki 20-25 senemizi alacak”dedi.

“Turizm ve tarıma büyük potonsiyelimiz var”

Türkiye’nin kalkınması için elimizde çok büyük potansiyelin olduğunu kaydeden Türkay, bu konuda da turizm ve tarıma daha fazla önem verilmesi gerektiğini kaydetti. Türkay, “Turizmde ciddi bir bilgi birikimimiz ve pazarımız var. Var olan bir şeyi geliştirmek her zaman daha kolaydır. Yüksek teknolojiyle yerli otomobil yapalım diyoruz. Üretime geçmemiz belki 4-5 senemizi alacak. Ama turizm öyle değil. Zaten alt yapımız var. Tarım ve hayvancılık konusunda da yüzyıllardır bu işi yapıyoruz ve artık uzmanı olduk. Ama tam tersi tarım bitirilmeye çalışılıyor. Çok yanlış… Tarım tüm ülkelerin olmazsa olmazıdır. Otomobil fabrikasına yapılacak 4-5 milyon dolarlık yatırım tarıma yapılsa Türkiye’yi uçurursunuz. Önceliklerimizi iyi belirlemeliyiz” şeklinde konuştu.

Rekabet.net

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir