Cuma , 24 Ocak 2020
Anasayfa / Rekabet.Net / Türk Reasürans, İstanbul Finans Merkezi’nden güvence ihraç edecek

Türk Reasürans, İstanbul Finans Merkezi’nden güvence ihraç edecek

Türk Reasürans AŞ Genel Müdürü Selva Eren:
“Türk Reasürans’ın global marka olması yönünde vizyonumuz bulunuyor. Hatta daha iddialı bir şekilde dile getirmek gerekirse, İstanbul Finans Merkezi’nden doğan ilk global marka olarak anılmayı hedefliyoruz”
“Bu da Türk Reasürans’ın sadece yurt içinde kapasite sağlar bir kurum olmanın ötesine geçerek, uluslararası reasürans piyasalarında rekabet eden global bir oyuncu olmasından geçiyor.”

Türk Reasürans AŞ (Türk Re) Genel Müdürü Selva Eren, Türk Reasürans’ın global marka olması yönünde vizyonlarının bulunduğunu belirterek, “Hatta daha iddialı bir şekilde dile getirmek gerekirse, İstanbul Finans Merkezi’nden doğan ilk global marka olarak anılmayı hedefliyoruz. Önümüzdeki dönemde Türk Reasürans’ı ‘güvence ihraç eder’ konumda göreceğiz.” dedi.

Eren, AA muhabirine yaptığı açıklamada, sigorta ve özellikle reasüransın oldukça uzmanlık gerektiren teknik bir sektör olduğunu vurguladı.

Reasürans alanında uzmanlaşmış bir sigorta profesyoneli olduğunu, yurt dışındaki eğitimini ve çalışma hayatını tamamladıktan sonra Türkiye’ye döndüğünü ve kendi firmasını kurarak sigortacılığa başladığını anlatan Eren, kuruluşunun ikinci yılından itibaren firmasının stratejik yönünü reasürans alanına çevirdiğini, reasürans konusunda uzmanlaşarak özellikle global brokerlik firmalarının Türkiye ofisleri ile rekabete girdiklerini ve oldukça büyük projelere imza attıklarını bildirdi.

Eren, devamla şunları kaydetti:

“Söz konusu dönemde enerjiden otoyollara, havalimanlarına kadar pek çok büyük altyapı projesine imza atarak ülkemiz sigortacılığına katkıda bulunduk. Uluslararası reasürörlerle doğrudan iş geliştirerek firmamızı büyüttük. Zorlu bir süreçti ama sürecin sonunda ekip olarak dünya üzerindeki tüm pazarlara ulaşır ve doğrudan plasman yapar duruma gelmeyi başardık. Bu vesileyle de global piyasalarda tanınır, bilinir bir firmaya dönüştük. Bunu tabii tutkumuzla, azmimizle, çalışkanlığımızla başardık, pes etmeyerek, mücadeleyi hep sürdürerek, ekip olarak birlikte gerçekleştirdik. Türk Reasürans AŞ de tam olarak böyle bir proje… Bugün farklı bir ölçekte aynı süreci tekrar yaşamanın heyecanını taşıyorum. Genç ve bilgili bir ekiple taze bir başlangıç yaptık. Daha büyük hedeflere ulaşmak ve Türkiye için değer üretmek amacıyla yorulmaksızın çalışıyoruz. Henüz yeni bir şirket olmamıza rağmen kısa sürede organizasyon ve altyapı konusunda oldukça hızlı ilerlemeler kaydettik.”

Türk Reasürans AŞ’nin, Yeni Ekonomi Programı (YEP) kapsamında, “ekonomik dengelenme” ve “sağlıklı ve sürdürülebilir büyüme” hedeflerine Türk sigorta sektörü odağında katkı sağlayacağını aktaran Eren, “Sigortacılık Kanunu’nda yapılan düzenleme ile sektörün reasürans ihtiyaçları doğrultusunda çalışmalar yapmak üzere 6 Eylül 2019 itibarıyla faaliyete geçtik. Çok hızlı bir biçimde kadromuzu oluşturduk, organizasyonumuzu hayata geçirdik, uluslararası toplantılara katıldık ve bizim ‘retrosesyon’ dediğimiz arka plan anlaşmalarımızı gerçekleştirdik. Takdir edersiniz ki uluslararası piyasaya yeni giren bir şirket olarak bu bizim açımızdan oldukça zorlu bir süreçti. Eş zamanlı olarak sigorta şirketleri ile iletişime geçtik, vizyonumuzu ve kendilerine sağlayabileceğimiz desteği anlattık ve kısa süre içerisinde iş birliklerini hayata geçirdik.” diye konuştu.

“Hedef, yurt dışına giden reasürans primlerini yurt içinde tutmak”

Selva Eren, Türk Reasürans AŞ’ye neden ihtiyaç duyulduğu sorusu üzerine şunları kaydetti:

“İki temel varoluş nedenimiz var. Birincisi, yurt içindeki reasürans kapasitesini artırarak sigorta sektörünün gelişimine katkıda bulunmak. Bugün reasürans, sigorta şirketleri için bir güvence kaynağı olduğu gibi aynı zamanda bir maliyet kalemi ve bu kalem, global konjonktürel gelişmelere çok hassas bir biçimde bağlı. Kendi ekonomimizin içerisinde güçlü bir reasürans şirketinin faaliyete geçmesi bu açıdan çok önemli. İkincisi ise yurt dışına giden reasürans primlerini yurt içinde tutmak. Bugün çok sayıda sigorta şirketi ülkemizde faaliyetlerini sürdürüyor, reasürans korumasını ise yurt dışından alıyor. Buna bir çeşit ‘güvence ithalatı da’ diyebiliriz.

Biz tam da bu noktada, yurt içindeki mevcut şirketlere ilave olarak güvence arzını artırıyoruz ve şirketlerin yurt içinden daha yüksek oranlarla güvence temin edebilmelerini sağlayacak bir kurum olarak konumlanıyoruz. Elbette bunu sadece sigorta şirketleri açısından ele almamak gerekiyor, geçmiş dönemlerde benim de bir üyesi olduğum reasürans brokerlerini de göz önünde bulundurmak lazım. Bu alanda çalışmalarını sürdüren değerli broker paydaşlarımız açısından da şirketimizin kuruluşu reasürans kapasitesinin artması yönünden fayda sağlıyor. Nitekim aldığımız olumlu dönüşler de kendilerindeki beklentinin bu yönde olduğunu doğrular nitelikte.”

Tarım Sigortaları Havuzu primi yurt içinde kalacak

Türk Re Genel Müdürü Eren, Türk sigortacılığının yıllar itibarıyla incelendiğinde, tutarlı bir biçimde GSYH’nin üzerinde büyüdüğünü ifade ederek, “Diğer taraftan GSYH içindeki payı halen gelişmiş örneklerin gerisinde. Büyümenin sürdürülebilir biçimde artırılması için uçtan uca tüm alanlarda güçlü aktörlerin varlığı önemli. Dağıtım kanalları gibi, sigorta şirketleri gibi, reasürans şirketleri de önemli aktörler…” dedi.

Türk Reasürans AŞ olarak sektörün ihtiyaçları doğrultusunda yurt içi kapasite artışı sağlayarak kritik bir gerekliliği yerine getirdiklerini vurgulayan Eren, “Bu yolla, sektörün global reasürans gelişmeleri karşısındaki kırılganlığını azaltıyor. Faaliyete başladığımız yıl içerisinde dahi sigorta şirketlerinin bizimle çalışmak yönündeki istekliliği de bu yönde bir ihtiyacın mevcut olduğunu net bir biçimde doğruladı. Bugün itibarıyla 15’in üzerinde sigorta şirketine 2020 yılı için kapasite sağlar durumdayız. Kuruluşumuzun üzerinden çok kısa bir zaman geçmesine rağmen çok sayıda kritik paydaşla iş geliştirir konuma gelmemizi de çok önemli bir başarı olarak değerlendiriyoruz.” diye konuştu.

Eren, kuruldukları yıl itibarıyla Tarım Sigortaları Havuzu’na reasürör olarak önemli bir payla iştirak ettiklerini belirterek, 2020 yılında çok yüksek meblağlı bir primi bu vesileyle yurt içinde tutacaklarını, ilk faaliyet yılının kapanmasına müteakip, varoluş nedenlerine doğrudan hizmet eder hale gelmiş olmaları yönünden bu girişimin kendileri için çok önemli olduğunu vurguladı.

“Türk Reasürans’ın tutarlı bir büyüme grafiği olacaktır”

Selva Eren, Türk Reasürans’ın kurulması için gerekli sermayenin Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından sağlandığını anımsatarak, “Konusunda uzman ve son derece dinamik bir kadroyu bir araya getirmek de benim görevimdi ve bu konuda ekip olarak muvaffak olduğumuzu görüyorum. Çok kısa bir zamanda hayata geçirdiğimiz Türk Re’yi uluslararası çevrelerde de tanınır bir kurum haline getirmeyi başardık ve anlaşmalarımızı hayata geçirdik. Bundan sonrasında Türk Reasürans’ın tutarlı bir büyüme grafiği olacaktır.” şeklinde konuştu.

Türk Reasürans’ın aynı zamanda bir global marka olması yönünde vizyonlarının bulunduğunu aktaran Eren, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Hatta daha iddialı bir şekilde dile getirmek gerekirse, İstanbul Finans Merkezi’nden doğan ilk global marka olarak anılmayı hedefliyoruz. Bu da Türk Reasürans’ın sadece yurt içinde kapasite sağlar bir kurum olmanın ötesine geçerek, uluslararası reasürans piyasalarında rekabet eden global bir oyuncu olmasından geçiyor. Paydaşlarımızdan aldığımız izlenimler de böyle bir beklentinin varlığını doğruluyor. Ben bu konuda şirketime ve ekibime güveniyorum. Bu yıl kendi sektörümüzdeki varlığımızı hayata geçirdik. Önümüzdeki dönemde Türk Reasürans’ı ‘güvence ihraç eder’ konumda göreceğiz.”

“Sektör olarak en büyük ihtiyaçlarımızdan biri Ulusal Deprem Modellemesi”

Türk Re Genel Müdürü Eren, Türk Reasürans’ın kurulması sonrasındaki en önemli gelişmelerden birisinin de 2020 yılında DASK’ın işletmeciliğini yürütmeye başlamaları olduğuna işaret ederek, “DASK, bugün itibarıyla oldukça başarılı bir proje ve dünyadaki örnekleriyle karşılaştırıldığında ülkemiz için büyük bir gurur kaynağı. Kuruluş düzenlemeleri gereği DASK, bakanlıkça uygun görülen bir şirket tarafından işletiliyor. Bu işletme faaliyetinin son derece iyi yapılandırılmış bir çerçevesi var. Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın takdirleri ile 2020 yılının ağustos ayından itibaren DASK’ın işletmeciliğini Türk Reasürans olarak üstlenmiş durumdayız. Bu bizim için bir onur. Aynı zamanda bu, en büyük projelerimizden birisi. Ne katabileceğimizi hep sorguluyoruz.” diye konuştu.

Sektör olarak en büyük ihtiyaçlardan birinin Ulusal Deprem Modellemesi olduğuna işaret eden Eren, “Noktasal Deprem Analizi çalışmaları kapsamında yönetim kurulu üyemiz sayın Prof. Dr. Mustafa Erdik önemli katkılar sağlamakta, ilerleyen dönemde kendisinin değerli yönlendirmeleriyle akademik iş birliklerine giderek ülkemiz içinde geliştirilmiş deprem modellemesini yine ülkemize hediye etmeyi hedefliyoruz.” dedi.

“Nitelikli insan kaynağını yetiştirmeye odaklanacağız”

Selva Eren, sigortacılığın geleneksel bir sektör olarak tarif edilme eğiliminde olduğunu belirterek, şunları kaydetti:

“Kökeni çok uzun zaman öncesine dayanan, ürün gamı, dağıtım kanalları, organizasyonel süreçleri çok değişmeyen bir yapı olarak görülüyor. Biz buna katılmadığımız gibi, son dönemde geliştirilen birçok inovatif ürün ve çalışma modelinin mevcudiyeti bizi doğruluyor. Teknolojik gelişimin dönemler itibarıyla temel temaları oluyor. Bugün için mesela dijitalleşme, akıllı otomasyonlar, yapay zeka, makine öğrenmesi gibi konular bütün dünyanın konuştuğu konular… Biz ileri veri analitiği ve veri bilimi alanında teknolojik yatırımlar gerçekleştirmenin, uzman yetiştirmenin ve bu yatırımları da coğrafi bilgi sistemleri ile buluşturmanın sigortacılığın geleceğini tayin edecek gelişmelere gebe olduğunu düşünüyoruz. Bu çerçevede de somut projeler geliştirmek yönündeki stratejik vizyonumuzu çizmiş durumdayız.”

Sigorta sektörünün en büyük eksikliklerinden biri olan, reasürans alanında yetişmiş insan kaynağının sayıca az olmasına işaret eden Eren, “Bu sebeple Türk Re olarak nitelikli insan kaynağını yetiştirmeye odaklanacağız. Bu çerçevede, dünyadaki örneklerle eş değer bir eğitim programını önümüzdeki dönemlerde hayata geçirmeyi hedefliyoruz. Ülkemizin seçkin üniversiteleri ve sektörde deneyim sahibi uzmanlar ile eğitim çalışmalarına destek vermeye ek olarak, toplantı, çalıştay gibi etkinliklerle de hem finansal okuryazarlık hem de sosyal faydayı gözeten projelerde yer almayı istemekteyiz.” dedi.

AA

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir