Pazar , 31 Mayıs 2020
Anasayfa / Manşet / Üniversite-Sanayi iş birliğinde örnek adımlar

Üniversite-Sanayi iş birliğinde örnek adımlar

Rasim Çağan ile mentörlük buluşması (1)

Rekabet Merkezi mentörlük programı BOSİAD Başkanı ve Rudolf Duraner Genel Müdürü Rasim Çağan konuk oldu.

Üniversite öğrencilerinin mezun olmadan önce, iş hayatına kolaylıkla adapte olabilmeleri açısından mentörlük programlarına ağırlık veren URTEB Rekabet Merkezi’nin sekizinci konuğu BOSİAD Başkanı ve Rudolf Duraner Genel Müdürü Rasim Çağan idi.

Programa başlamadan önce böyle bir platformda yer aldığı için başta URTEB olmak üzere Rekabet Merkezi ve katılım sağlayan öğrencilere teşekkür etti.

Konuşmasına kısaca özgeçmişini anlatarak başlayan Çağan, eğitim hayatı ve iş hayatı ile ilgili bilgiler verdi. 1963 İstanbul doğumlu olduğunu, ilkokul ve liseyi İstanbul’da tamamladığını, akabinde üniversite eğitimi için Amerika’ya gittiğini ve ardından işletme ve finans üzerine master yaptığını öğrencilerle paylaştı.

“İş hayatına 1987 yılında Amerika’da başladım. 1,5 yıl kadar Amerika’da çalıştım. Ardından Türkiye’ye döndüm ve aile şirketimiz Duraner’de çalışmaya başladım. Şirketimizde üçüncü kuşağım.” diyerek sanayiciliğin yanı sıra tarımla da ilgilendiğini, bir çiftliğinin olduğunu ve haftanın yedi gününü çalışarak geçirdiğini dile getirdi.

Rasim Çağan, çalışma prensibi ile ilgili olarak, “şirkette çalışanlarıma her zaman şunu sorarım “müşteri neden buradan ürün alıyor? Neden senden alıyor?” bunun gibi her şeyi sorgulamak gerekir. BOSİAD için de aynı “Neden BOSİAD’a üye olsunlar?..” Bir ürün satıyorsanız, o müşteriye bir fayda sağlamanız gerek. BOSİAD’ a üye oluyorsanız üyelerinize faydalı bilinçlendirme toplantıları yapmak ve yeni oluşumlardan haberdar etmek gerekir. Ve biz üyelerimize bunu yapıyoruz. STK’nın üyelerine bir değer katması, bir görevi olması ve bunu sorgulaması lazım.” Diyerek tüyolar verdi.

Yabancı dil bilmenin önemine de değinen Çağan, mutlaka herkesin en az iki yabancı dili olmasını, bunlardan birinin kesinlikle artık bir dünya dili olan İngilizce, onun yanında yapılan işe ve tercihe göre belirlenecek ikinci bir dilin mutlaka öğrenilmesi gerektiğini vurguladı.

Rol model olarak kendisine her zaman rahmetli dayısını örnek aldığını ve her şeyden önce iyi bir insan olmayı öğrenmemiz gerektiğini belirtti. “Amacımız sadece para kazanmak olmamalı, bir şeyleri başarabilmek, üretmek, insanı besliyor. Bizde ülkemiz ve toplum için değer üreten projeler geliştirmek istiyoruz.” dedi.

Rudolf Duraner firmasının hikayesini şu sözlerle anlattı; “Şirketimiz iş hayatına 1930’lu yıllarda dedem Kemal Duraner tarafından bir aktariye dükkânı olarak başlamış. Bursa’da tekstil sektörünün gelişmesiyle birlikte boya ticaretine de adım atmış. O dönemler bazı tüccarlar mutemetlik belgesiyle firmalara boya getirirmiş. Bizim de bu alandaki ilk işimiz aktar dükkânında kaşıkla boya satarak başlamış. Kadınlar o boyalarla evde kıyafetlerini boyarlarmış. Dedemden sonra işlerin başına dayım Ural Duraner geçti ve boya işini daha da büyüttü. Zaman içinde de boya işimiz ayrı bir şirket haline geldi. Ben Amerika’dan döndüğümde dayımla çalışmaya başladım. Fakat dayımı kaybettikten sonra aile şirketimizde sorumluluklarım daha da arttı. Aktar dükkânımız Tuzpazarı’nda hâlâ devam ediyor. Orayla da ilgilenmeye çalışıyorum, hafta sonları mutlaka giderim.”

“Kendi alanında Türkiye’de pazar lideriyiz”

Şirket olarak stratejilerini ve Rudolf firması ile nasıl ortak olduklarını ise şöyle paylaştı; “Ülkemizde 90’lı yılların sonuna doğru yabancı ortaklıklar konusu daha fazla gündeme gelmeye başlamıştı. Biz o yıllarda bazı firmaların bayiliğini yapıyorduk. Fakat bilgiye yakın olma stratejimiz gereği yabancı ortaklık düşüncesine de sıcak bakıyorduk. O dönem Rusya’dan boya getiriyorduk ama orada boya sıkıntısı yaşanınca alternatif kaynaklar aramaya başladık. Rudolf firmasıyla temasımız böyle oldu ve ticarete başladık. Daha sonra onlar bize, “Boya bizim temel işimiz değil, bizim asıl işimiz kimyasal. Bu konuda bizimle bir işbirliği düşünür müsünüz?” dediler. Bu teklif bize de uygun geldi. Çünkü bilgiye, kaynağa daha yakın olmak istiyorduk. Bayilik sisteminde karşı taraf bilgiyi filtreden geçirerek size istediği kadarını veriyor. Fakat ortaklık böyle değil, işi birlikte yapıyorsunuz. Nihayetinde 1999’da Rudolf ile ortaklık kararı aldık ve bir şirket kurduk. O yıllarda Türkiye’nin ilave bir kimyasal şirketine ihtiyacı yoktu. Tekstil satüre olmuş bir pazardı. Fakat biz üründe değil, hizmette liderliğe inanıyoruz. Müşterimize mükemmel bir servis verip, kaliteli ve pazara uygun ürün yapma taahhüdüyle işin içine girdik. Şirketimiz şu anda da kendi alanında Türkiye’de pazar lideri.”

“İşimizi mükemmelleştirmek istiyoruz”

“Biz tekstil kimyasalları üretiyoruz. Bunu da mükemmel bir müşteri hizmetiyle vermeye çalışıyoruz. Bünyemizdeki laboratuvarlar tekstilin adli tıbbı gibi çalışmaktadır. İşletmelerde yaşanılan sorunlarda her zaman aranılan, tercih edilen ilk firma olma gayretindeyiz. “İşimizi mükemmelleştirmek istiyoruz” için önce doğru hedefler koymak zorundasınız. İletişimin mükemmel olduğu yenidünya düzeninde, sürdürülebilir kârlılık ve başarı çok zor. “Çıraklığını yapmadığın işi patronluğunu yapma” dedikleri gibi, her işte sizden daha iyiler mutlaka olacaktır. İş modeliniz farklı olmak değilse, işiniz çok zor. Biz de işimizi servis kalitesiyle mükemmelleştirmek ve farklılaştırmak istedik.

“Her şeyi bilimle yapmaya inanırım”

Tarım sektörüne de bir hayli ilgisi olan Rasim Çağan, şöyle devam etti; “Bu arada benim bir tarım işim de var ve bunu geleceğin işi olarak görüyorum. Babadan bir tarım altyapım zaten vardı. Şu an yıllık 1400 ton meyve üreten bir tesisimiz, bir de konvensiyonel tarım yaptığımız işletmemiz var. Tekstilden sonra ikinci büyüme alanını tarım olarak görüyorum. Dolayısıyla burada biraz daha konsolide olmak, doğruyu yapmak gerekiyor. Ben her şeyi bilimle yapmaya inanırım. İş arkadaşlarımdan da her zaman tüm cevapları bilimsel isterim. Ekonomi okumuştum, tekstil sektörüne girdim ama konuya hakim değildim. Fakat üniversiteden ders alarak şu anda bir kumaşı boyayamasam da bütün proseslere hakimimdir. Tarımda da yine üniversiteden destek alıyorum. Tarım işimiz Karacabey’de. Meyve, buğday, mısır ve konvensiyonel tarım üretimimiz var. Meyve ürünlerini Trakya’da işleyerek hallere satışını gerçekleştiriyoruz. Sürdürülebilir bir başarı istiyorsanız zaten üretimle pazarlamayı birleştirmek zorundasınız. Fakat tarım gibi çok rekabetçi bir işte çok iyi olmak, süreçlere çok hakim olmayı gerektiriyor. Tekstildeki iş yapabilme bilgi birikimimizi tarıma da yansıtmak istiyoruz. Ve her işi bilimsel yapmak.”

“Bilginin olmadığı hiçbir işin artık dünyada geçerliliği yok.”

Eskiden ülkemizde sermaye problemi yaşandığını, gerekli pazarın varlığına karşın paranın olmadığını, gününüzde ise eğer sağlam ve başarılı bir projenin olması durumunda devlet destekleriyle birlikte sermaye sorununun çözümünün nispeten kolay olduğunu belirten Çağan; “Girişimci olabilir ve dünyayla kolayca iletişim kurabilirsiniz, ancak bilimsel yaklaşım en önemli ve eksik olan. Bunun için çok odaklanmak, çalışmak gerekiyor. İşbirliği, iletişim yeteneği, problemlerden sonuç çıkarabilme kabiliyetiniz, yenilikçilik kabiliyetinizin olması gerekiyor.” Diyerek gençlere öğüt verdi.

Rekabet.net

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir